Köpeklerde Beyin Tümörü (Astrositom)

Köpeklerde Beyin Tümörü (Astrositom)

Köpeklerde beyin tümörü genellikle menenjiyom veya glioma şeklinde görülürler. En yaygın beyin tümörü türü menenjiyomdur, ancak araştırmalara ve elde edilen verilere göre gliomlar da köpeklerde sık görülmektedir. Bu gliomalar, nöronal olmayan tümörlerdir. Nöronal olmayan hücreler / glial hücreler, sinir sistemindeki hücre tiplerinin%90’ını oluşturmaktadır. Astrositler de bir tür nöronal olmayan (glial) hücre çeşididir.

Glial hücreler, sinir sisteminin etkinliği için gerekli olan çalışma şekline sahiptir. Gliomlar en çok 7-10 yaş arasında köpeklerde görülür. Kısa bruunlu köpek ırklarında bu tümör daha yaygın görülmektedir. Bu tip tümörler yavaş büyür ve kötü huylu agresif tümörlerdir.

Beyin Tümörü Köpek

Köpeklerde Astrositom Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde beyin tümörü / astrositom beyin kanseri olma özelliği taşır. Astrositom, astrositler adı verilen glial hücrelerden oluşur.

Köpeklerde astrositomun belirtileri şu şekildedir:

  • Işığa karşı aşırı derecede hassaslık
  • Hafif ya da şiddetli geçirilen nöbetler
  • Anoreksi
  • İştah kaybı
  • Nistagmus hastalığı
  • Hareket bozukluğu
  • Körlük
  • Nefes darlığı

Köpeklerde Astrositom Nedenleri Nelerdir?

Astrositomun köpeklerde görülme nedeni spesifik olarak belli değildir. Köpeklerde beyin tümörü oluşumu hala otopsisi yapılan köpekler üzerinde araştırmaları devam etmektedir. Çoğu astrositom vakalarında köpeklerde yaygın olarak görülen ortak özellikler ise şöyledir:

  • Genetik faktörlerden dolayı astrositoma maruz kalma
  • Radyasyona maruz kalma
  • Tarım ilacı soluma, maruz kalma
  • Travma veya yaralanma durumları
Köpek Beyin Tümörü Astrositom

Köpeklerde Astrositom Tedavisi Nasıl Olur?

Köpeklerde beyin tümörü tedavisi diğer kanser türlerinde olduğu gibi erken teşhis ile sağlanabilmektedir. Tedavi yöntemleri ve tedavi çeşitleri köpeğin yaşına, cinsine göre değişiklik gösterebilmektedir. Dahası, kanserli hücre her köpekte farklı bir yapıya sahip olur. En uygun tedavi yöntemini ise veteriner hekiminiz belirleyecektir.

Köpeklerde beyin tümörü nasıl geçer durumu için en etkili yöntem erken teşhis ile gerçekleşebilir. Kemoterapi insanlarda ve hayvanlarda kanserli bir tümörün büyümesini yavaşlatır veya durdurmasına yardımcı olmak için kullanılır. Erken teşhis ile kemoterapi uygulaması köpeklerde oldukça etkili olabilmektedir.

Köpek Beyin Röntgen Tümör

Tedavi yöntemleri arasında radyasyon tedavisi kemoterapi ile birlikte verilir ve radyasyon kanserli hücrelerin DNA’sına zarar vererek kanseri yavaşlatmak ya da durdurmak için kullanılır.Kanserli tümörün ameliyat edilmesi yöntemi ise kanserin yayılma riskinden dolayı çoğu zaman tercih edilmemektedir.

Köpeklerde Meme Tümörü | Köpeklerde Memede Kitle

Köpeklerde Meme Tümörü | Köpeklerde Memede Kitle

Köpeklerde memede tümörü farklı türlerde ve farklı boyutlarda görülebilmektedir. Meme tümörü dişi köpeklerde en çok görülen tümör çeşitlerinden biridir. Dişi köpeklerde oluşan tümörlerin yaklaşık olarak %45’i kötü huylu meme tümörü olma özelliğine sahiptir. Kötü huylu tümörler de kanserli tümörler anlamına gelmektedir.

Köpek Meme Tümörü

Köpeklerde Meme Tümörünün Oluşum Nedenleri

Köpeklerde memede tümör neden olur bu durumunun spesifik bir cevabı yoktur. Yapılan araştırmalar sonucunda dişi köpeklerde oluşan meme tümörlerinin büyük bir bölümünün obezite ile ilişkili olduğu da saptanmıştır.

Meme tümörlerinin erkek köpek cinslerinde görülme olasılığı oldukça azdır. Erkek köpeklerde nadiren görülen meme tümörleri dişi köpeklerde karşılaşılan tümörler kadar kötü huylu tümör olma özelliğine sahip değildir.

Dişi köpeklerde daha yaygın olarak görülen meme tümörlerine çoğunlukla kısırlaştırılmamış köpeklerde rastlanır. Bu nedenle ilerleyen yaşlarda dişi köpeklerin meme tümörü riski taşımaması için genç yaşlarda kısırlaştırılması gerekir. Bir dişi köpek genç yaşta kısırlaştırılmazsa eğer ilerleyen yaşlarda kısırlaştırma işlemi yapmak bu riski ortadan kaldırmak için yeterli olmayabilir. Burada önemli olan dişi köpeklerin henüz gençken kısırlaştırılmasıdır. İlk kızışma döneminden önce kısırlaştırılan dişi bir köpekte ilerleyen yıllarda meme tümörü oluşma önemli ölçüde azalır.

Köpek Meme tümörü kitle

Kedilerde Akne Belirtileri Nelerdir?

 

Kedi ağız aknesi kedinin çenesinde deri lezyonları olarak görülen belirtilere sahiptir. Çene derisi akne nedeniyle daha sert ve daha kırmızı bir görüntüye sahip olurken deri altında gözüken siyah noktalar / lezyonlar da aknenin belirtileri arasındadır. Bazı durumlarda çene altındaki lezyonlu bölgeden akıntı gelebilir ve iltihap belirtileri oluşmaya başlayabilir. Kedi aknesi sağlıklı kedilerde ağrılı ve çok şiddetli bir kaşıntıyla karakterize değildir. Ancak hasta kedilerde, özellikle de alerjik reaksiyona yatkın kedilerde lezyonlar genellikle iltihaba dönüşür ve çene bölgesi ağrılı / kaşıntılı bir hal alır. Kedilerde akne belirtileri diğer hastalıklardan kaynaklanan belirtilere de sahip olabilir. Kedilerde akne saçkıran ya da mantar enfeksiyonu geçiren kedilerde deri hastalığı belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir.

kedi çene altı siyahlıklar

Meme Tümörleri Nasıl Teşhis Edilir?

Köpeklerde görülen meme tümörlerinin büyük bir bölümü fiziksel muayene esnasında kolaylıkla teşhis edilebilir. Meme tümörlerinde gözle görülen ve elle tutulan büyüklükte köpeğin meme bölgesinde irili ufaklı kitleler oluşabilir. Bu kitlelerin büyüklükleri her köpekte ve her vakada farklı olabilmektedir.

Fiziksel muayenede tipik olarak kendini belli eden meme tümörleri için teşhisin doğrulanması ve belirlenmesi de biyopsi işlemi ile gerçekleşir. Veteriner hekiminiz tümörün köpeğinizin vücudunda yayılma gösterip göstermediğini anlamak için ek testlere de ihtiyaç duyabilir. Radyografi görüntüleri bu aşamada en sık başvurulan yöntemlerden birisidir.

Meme Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde memede tümörü belirtileri genellikle tipik özelliklere de sahiptir. Bazı durumlarda köpeğin vücudunda oluşan şişlikler de meme tümörü ile karıştırılabilecek benzerliklere sahip olurlar. Meme tümörü ile karıştırılabilen bazı belirtiler kist benzeri vücut oluşumları, lipomlar, apseler ve bunlara benzer cilt lezyonlarıdır. Meme bölgesinde cilt lezyonlarından kaynaklanan kızarıklık ve şişlik, sertleşmenin de etkisiyle meme tümörü görüntüsüne sahip olabilmektedir. Asıl tanı yapılan biyopsi gibi testler ile ortaya çıkmaktadır.

Bazı durumlarda meme dokusunda oluşan doku bozuklukları, kistler ve şişmiş lenfler de zamanla tümörlere dönüşebilmektedir. Bu nedenle köpeğin vücudunda tümöre rastlanmasa bile lenf yumruları veya kist görüldüğü durumlarda ekstra dikkatli olmak ve köpeği yakından izlemek gerekir.

Kötü huylu meme tümörlerinde köpeklerde görülen belirtiler şu şekilde olmaktadır:

  • Meme bölgesinde ağrı ve şişlik
  • Letarji
  • İştahsızlık
  • İştahsızlığa bağlı olarak kilo kaybı

Tümörler bazı durumlarda apselere dönüşebilir ve bu gerçekleştiği zaman da meme uzundan kanlı ve iltihap içerikli bir akıntı gelir. Kötü huylu tümörler aynı zamanda hızlı büyüme ve yayılma özelliğine sahiplerdir. Kötü huylu meme tümörlerin dağınık, büyük kitleler halinde ve deforme olmuş bir yapı ile karakterizeyken iyi huylu tümörler daha düzgün ve daha yuvarlak yapıya sahip olurlar.

Köpeklerde Meme Tümörü Tedavisi Nasıl Olur?

Köpeklerde memede tümörü tedavisi cerrahi yöntemler ile gerçekleşir. Ameliyatlar tümörün yayılma şekline ve büyüklüğüne göre sadece tek memede ya da tüm memede gerçekleşebilir. Meme tümörü ameliyatında lenf düğümleri de çıkarılarak yayılması önlenir. Meme tümörü tedavisinde kanser ilaçları, hormonal tedaviler ve radyasyon tedavisinin yararı olmadığı için cerrahi yöntemler en yaygın başvurulan tedavi yöntemleridir.

Köpeklerde memede tümörü nasıl geçer bunu en çok veteriner hekiminizin yöntemleri belirleyecektir. Enflamatuar meme karsinomu olan köpeklerde ameliyat tedavisi çok zor olacağı için ilaç tedavisi yararlı olabilmektedir.

 

Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde mantar hastalığı tedavi edilmediği durumlarda köpekler için büyük sorunlar oluşturabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Mantarlar köpeklere bulaştığı zaman sporlar üreten parazitik organizmalardır. Doğal ortamda birçok çeşit mantar bulunmaktadır fakat bu mantarların çok az bir türü köpeklerde enfeksiyona sebep olur.

Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde Mantar Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Mantar hastalığı tedavi edilmediği durumlarda hızla yayılma gösterebilir ve bu durum köpek sahipleri için de sıkıntılı bir durum oluşturabilir. köpeklerde mantar hastalığı insana bulaşır mı sorusunun cevabı bu aşamada evet olacaktır çünkü köpeklerdeki mantar hastalığı zoonoz karakterdedir yani insana bulaşabilme özelliğine sahiptir.

Köpeklerdeki mantar hastalığı kedilerde olduğu gibi yaygın görülür. Kedi ve köpeklerde oluşan mantar enfeksiyonlarının çoğuna aynı tür mantarlar sebep olmaktadır. Bazı mantarlar kedilerde daha fazla enfeksiyona sebep olabilirken, kedilerde daha fazla yaygınken; bazı mantar türleri köpeklerde daha fazla enfeksiyona sebep olur ve köpeklerde daha yaygındır.

Mantarlar genellikle mantar yönünden zengin topraklarda oluşan enfekte topraktan köpeklerde mantar hastalığı neden olur. Mantar enfeksiyonları en genel haliyle köpeklere mantarın solunması, yutulması yoluyla bulaşır. Bir diğer bulaşma şekli ise mantar enfeksiyonu bulaşan bir köpeğe yakın temas sonucuyla ya da mantar ile kontamine bir nesnenin köpeğin yarasından ya da çiziklerinden deri yoluyla içeri girmesi şekliyle gerçekleşir. Doğa yürüyüşleri esnasında topraktan köpeğe kolaylıkla mantar enfeksiyonu bulaşabilir.

Mantarlar türlerine göre kendilerine farklı tipte konakçı seçerler. Bazı mantar türleri sağlıklı köpekleri konakçı olarak seçerken, bazı mantarlar ise bağışıklık sistemi zayıf ve yetersiz olan köpekleri konakçı olarak seçer. Bağışıklık sistemi zayıf olan köpekler genellikle risk grubundadır. Yetersiz beslenen, hasta (kanser, lösemi vb.), stres altındaki, steroid ilaçlar kullanan köpek çeşitleri bağışıklık sistemi zayıf olan köpeklerdir. Ayrıca yavru köpeklerin ve yaşı ilerlemiş köpeklerin de bağışıklık sistemleri zayıftır bu nedenle bazı türdeki mantarlar için ideal bir konak olurlar.

Elde edilen verilere göre antimikrobiyal gibi mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan ilaçların ve immunsupresiflerin yani bağışıklık sitemini baskılayıcı ilaçların uzun süreli kullanımı da mantar enfeksiyonun oluşma / bulaşma riskini de arttırdığı görülmektedir.

Köpeklerde mantar enfeksiyonuna sebep olan en yaygın mantar çeşitleri şu şekildedir:

  • Aspergilloz
  • Burun aspergillozu / nazal aspergilloz
  • Yaygın aspergilloz
  • Kandidiyaz
  • Koksidioidomikoz (Vadi Ateşi)
  • Kriptokokkoz
  • Jeotrikoz
  • Histoplazmoz
  • Mycetomas
  • Blastomikoz
  • Oomikoz (Pythiosis ve Lagenidiosis)
  • Phaeohyphomycosis
  • Rinosporidiyoz
  • Sporotrikoz
Köpek Mantar Hastalığı

Aspergilloz Enfeksiyonu Çeşitleri Nelerdir? Neye Sebep Olur?

Aspergilloz mantarı enfeksiyonu aspergillus mantarının birkaç türünün neden olduğu bir mantar enfeksiyonu çeşididir. Tüm evcil hayvanlarda görülebilme özelliğine sahip en yaygın mantar çeşididir. Köpeklerde aspergilloz solunum yollarını etkileyebilen ve başka bölgelere de yayılma gösterebilen bir mantar enfeksiyonudur. Aspergillozdan etkilenen köpeklerin farklı özellikleri ve farklı semptomları olabilmektedir.

Burun boşluğu ve sinüsleri etkileyen nazal aspergilloz enfeksiyon hastalığı aspergillus fumigatus mantarından kaynaklanmaktadır. Nazal aspergilloz genellikle burun boşluğuna etki eden ve pek fazla yayılma göstermeyen bir mantar enfeksiyonu çeşididir. Burun bölgesini işgal eden nazal aspergilloz mantarları genellikle kendisine sağlıklı köpekleri konakçı olarak seçer ve en sık uzun burunlu köpek ırklarında görülür.

Aspergilloz enfeskiyonu belirtileri şu durumları içerebilir:

  • Uyuşukluk
  • Kanlı burun akıntısı
  • Burunda ağrı meydana gelme
  • Hapşırma
  • Burun delikleri çevresinde lezyonların gözlemlenmesi ve ülserler

Köpeklerde mantar hastalığı ilaçları nazal aspergilloz teşhisi yapılan köpekler için burun boşluğuna ve burun bölgesine uygulanan antifungal ilaçlar ve gerekirse ağızdan yutulan antifugal ilaçları içerir. Yaygın aspergilloz çeşidinde ise enfeksiyona genellikle aspergillus tereus, aspergillus deflectus ve aspergillus niger mantarları sebep olmaktadır. Yaygın aspergilloz enfeksiyonu en çok Alman çoban köpeklerinde görülür.

Yaygın aspergilloz hastalığında mantar solunum yolunu tutar ve buradan akciğerlere geçer. Genellikle enfeskiyon kan dolaşımına sıçrar ve buradan da omurgalara ve böbreklere doğru ilerleme gösterir. Organlar ile birlikte kas sistemi ve kemik sistemi de etkilenebilir.

Yaygın aspergilloz hastalığı belirtileri arasında:

  • Kısmi felç
  • Topallık
  • Nörolojik belirtiler
  • İştahsızlık
  • Kilo kaybı
  • Kas kaybı
  • Yüksek ateş
  • Halsizlik
  • Uyuşukluk
  • Kusma
  • İdrarda kan
  • İdrar kaçırma
  • Lenf düğümü büyümesi

Durumları gözlenebilmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf olan hasta köpeklerin çoğu yaygın aspergilloz enfeksiyon hastalığında iyi bir tedaviye rağmen ölebilmektedir. Köpeklerde mantar hastalığı tedavisi yaygın aspergilloz enfeksiyonunda karmaşık olabilmektedir.

Köpeklerde Mantar

Kandidiyaz Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Kandidiyaz mantar enfeksiyonuna genellikle candida albicans mantarı neden olur ve köpeklerde nadir olarak görülür. Kandidiyaz enfeksiyonundan mukoza zarları, cilt ve mide-bağırsak sistemleri etkilenir.

Köpeklerde mantar ilacı kandidiyaz mantar enfeksiyonu için topikal uygulama gerektiren antifungal merhemlerden oluşmaktadır ve bazı durumlarda damar yolundan ilaçlar enjekte edilebilir.

Koksidioidomikoz (Vadi Ateşi) Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Koksidioidomikoz mantar enfeksiyonuna genellikle coccidioides immitis mantarı neden olur ve mantar sporlarının solunmasıyla oluşan, köpekler arsında bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon çeşididir.

İnsanlar ve kediler vadi ateşi hastalığından etkilenebilirler ancak bu hastalığa en çok köpekler yatkınlık gösterir. Köpeklerde mantar hastalığı belirtileri vadi ateşi enfeksiyonu için köpeğin durumuna ve enfeksiyonun yayılma şekline / hızına göre farklılık gösterebilmektedir. Vadi ateşi genellikle solunum yollarını etkileyen bir hastalıktır ancak buradan gözlere, kemiklere, eklemlere bulaşma gösterebilir. Vadi ateşsi hastalığının genel belirtileri ise şu şekildedir:

  • Kronik öksürük
  • İştahsızlık
  • Topallama
  • Yüksek ateş
  • İshal
  • Deride lezyonlar ve ülserler

Vadi ateşi teşhisi koyulan köpekler için hastalık tedavisi enfeksiyonun vücuda yayıldığı durumlarda 12 ay sürebilmektedir. Eğer hastalık ortaya çıktığında kronik solunum yolu hastalıkları da oluştuysa uzun süre antifungal ilaçların kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir. Vadi ateşi hastalığı tedavisi solunum yolu belirtilerini ortadan kaldırma için etkilidir fakat enfeksiyonun yayılımına göre ve köpeğin sağlık durumuna göre risk durumu oluşabilmektedir.

Kriptokokkoz Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Cryptococcus neoformans and cryptococcus gattii mantarları kriptokokkoz enfeksiyon hastalıklarının oluşmasına neden olur. Bu enfeksiyon çeşidinde solunum yolları başta olmak üzere, merkezi sinir sistemi, göz, burun boşluğu ve cilt de etkilenebilir. Kriptokokkoz enfeksiyonu mantarları genellikle bağışıklık sistemi zayıf olan köpekleri konakçı olarak seçer.

Köpeklerde kriptokokkoz enfeksiyon belirtileri şu şekildedir:

  • Merkezi sinir sistemi tutulumu sonucu oluşan anormal göz hareketleri, yüz felci, nöbetler ve daire çizme gibi belirtiler.
  • Göz iltihabı ve gözde kanama
  • Burunlar ve akciğerlerde nodüller

Kriptokokkoz enfeksiyon hastalığı köpeklerde mantar hastalığı nasıl tedavi edilir durumu için yaygın tedavi yöntemlerini içerir. Burun içi oluşan nodüller cerrahi yöntemle temizlenir ve enfeksiyon için antifungal ilaçlar kullanılır. Tedavi / tedavi süresi enfeksiyonun yayılma şekline göre köpeğin sağlık durumuna göre değişkenlik gösterecektir ancak bağışıklık sistemi zayıf olan köpeklerde iyileşme oranı düşüktür ve ölümler gerçekleşebilmektedir.

Köpeklerde meydana gelen mantarların neden olduğu histoplazmoz, misetom, blastomikoz, oomikoz (Pythiosis ve Lagenidiosis), feohifomikoz, finosporidiyoz ve sporotrikoz enfeksiyonları köpeklerde nispeten nadir görülür ve enfeksiyonun her çeşidi için zayıf bağışıklık sistemine sahip köpekler risk altındadır.

Köpeklerde mantar hastalığı öldürür mü sorusunun yanıtı zayıf bağışık sistemine sahip olan köpekler için bu risk hep olacaktır. Ancak bazı durumlarda mantar hastalığı sağlıklı bir köpekte de tedavi edilmediği sürece (özellikle yayılma eğilimi olan mantar enfeksiyonlarında) çeşitli komplikasyonlara yol açabilir ve köpeği öldürebilir. Bu nedenle köpekte mantar hastalığının belirtileri görülmeye başlandığında vakit kaybetmeden tedaviye başlanması gerekir.

Köpeklerde Lenfoma

Köpeklerde Lenfoma

Köpeklerde lenfoma kötü huylu, kan yoluyla bulaşan bir lenfosit kanseri durumunu açıklamaktadır. Lenf kanseri lenf düğümlerine veya lenfatik sisteme saldırır ve lenfoma hastalığı lenf hücrelerinin kanser olmasıyla oluştur. Köpeklerde lenfoma genellikle sindirim sistemi, deri ve göz gibi bölgeleri etkilerken karaciğer, böbrek gibi birçok organı da etkileme özelliğine sahiptir. Lenfoma kanseri sadece bir bölgede lokalize olabileceği gibi tüm vücuda yayılma özelliği de gösterebilir.

Lenfatik sistem lenf düğümlerini, dalak ve bademcikleri içeren lenfatik organları ve lenfatik damarları içerir. Lenfatik sistemlerin vücutta çok önemli görevleri vardır. Köpeklerde lenfoma evreleri oluşan lenfomanın türüne ve yayılma şekline bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Köpeklerde Lenfoma

Lenfoma En Çok Hangi Köpeklerde Görülür?

Köpeklerde lenfoma oluşumun birden fazla sebebi vardır. Bazı köpek cinsleri ise lenfomanın oluşmasına daha yatkındırlar. Kurt cinsi köpekler ise lenfoma türü kansere yatkın değillerdir. Lenfoma kanserine en yatkın olan köpek cinsleri ise: Teriyer, buldog, golden retriever, boxer, pomeraian, sanit bernard cinlerindeki köpeklerdir.

Lenfoma aynı zamanda orta yaşlı ve yaşlı köpeklerde daha yaygın görülür. Henüz kanıtlanmamış olsa da genetik aktarma şeklinde lenfoma kanserinin görülme oranı da çok yüksektir. Elde edilen veriler doğrultusunda köpeklerde lenfoma kanseri genetik yatkınlıktan dolayı ortaya çıkabilmektedir.

Köpeklerde lenfoma hastalığı en sık teşhis edilen kanser olma özelliğine sahiptir ve tedavi edilebilirlik oranı yüksektir. Lenfoma kanseri köpeklerde kanser teşhislerinin %15-20’sini oluşturur. Köpeklerde yaygın olarak görülen lenfomanın köpekler üzerinde çok farklı etkiye sahip çeşitleri mevcuttur ancak en yaygın dört farklı çeşidi vardır. Lenfoma çeşitleri ise şu şekildedir:

  • Sistemik lenfoma / çok merkezli lenfoma
  • Sindirimsel lenfoma
  • Mediastinal lenfoma
  • Ekstranodal lenfoma / kutanöz lenfoma
Köpek Lenfoma

Sistemik Lenfoma / Çok Merkezli Lenfoma Nedir?

Sistemik lenfoma köpeklerde en yaygın görülen lenfoma türüdür ve köpeklerde sistemik lenfoma %80-85 oranında görülmektedir. Sistemik / çok merkezli lenfoma çeşidinde kanser hücreleri köpek vücudundaki lenf düğümlerine saldırır.

Sindirimsel Lenfoma Nedir?

Köpeklerde b hücreli lenfoma sindirim sistemini etkileyen lenfomadır ve en sık görülen diğer lenfoma çeşidi olma özelliği taşır.

Mediastinal Lenfoma Nedir?

Mediastinal lenfoma sindirimsel lenfomaya ve sistemik lenfomaya kıyasla daha nadir görülür. Mediastinal, köpeklerde göğüs boşluğunun içinde yer alan büyük bir bölgeyi kapsamaktadır. Mediastinal lenfoma ise göğüste yer alan lenf düğümleri ve timüs gibi lenfoid organlarının etkilenmesi ile oluşur.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus

Köpeklerde kanlı ishal hastalığı sık görülebilen ve öldürücü olabilen bir hastalıktır. Kanlı ishal hastalığı yüksek bulaşma özelliğine sahiptir ve köpeklerin bir arada yaşadığı yerlerde, özelikle de barınaklarda görülme olasılığı daha yüksektir. Köpeklerde görülen kanlı ishal hastalığı kedilerde görülen gençlik hastalığı ile çok benzer özelliklere sahiptir ve benzer hastalık belirtileri taşırlar.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Nasıl Bulaşır?

Parvovirüs ya da köpeklerde kanlı ishal hastalığı en genel anlamıyla parvovirüs taşıyan köpeklerin bıraktığı dışkıdan başka bir köpeğe bulaşır ve yayılma özelliği gösterir. Parvovirüs henüz semptomlar köpeklerde oluşmadan önce dışkı yoluyla dışarı çıkabilir ve başka köpeklere bulaşabilir. Kuluçka döneminden itibaren bulaşma riski olan parvovirüs bu nedenle yüksek bulaşıcı özelliğe sahip bir virüstür. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan köpekler virüsü soluyarak vücutlarına taşırlar. Vücuda giren parvovirüs doğrudan bağırsaklara yerleşir ve iltihaplanma oluşturur.

Kanlı ishal hastalığının oluşmasına neden olan parvovirüsün iki tipi bulunmaktadır. Bunlar: CPV-1 ve CPV-2b tipindeki parvovirüslerdir. CPV-2b tipi parvovirüs köpeklerde kanlı ishal hastalığında en tehlikeli rol oynayan virüstür ve öldürücüdür. CPV-1 tipi parvovirüs ise özellikle yavru köpekler başta olmak üzere her yaştan köpeği etkileyebilir. CPV-1 tipi parvovirüsün bulaştığı köpeklerde 2b tipi parvovirüsüne kıyasla semptomlar daha hafif atlatılır ve virüsün bulaştığı köpeklerde ishal meydana gelir.

Köpekte kanlı ishal hastalığına neden olan parvovirüs inatçı karakterde bir virüstür. Dezenfektan kullanımının işe yaramadığı parvovirüs için alkol ve yüksek ısı da etki etmemektedir. Parvovirüs normal koşullar altında yaklaşık üç ay canlı kalabilir ve bulunduğu ortamda köpeklerde yayılmaya devam edebilir. Eğer parvovirüsün bulunduğu bir ortam sterilize edilecekse herhangi bir dezenfektan ya da alkol kullanımı yerine çamaşır suyu tercih edilmelidir. Su ile hazırlanan çamaşır suyu çözeltisi parvovirüsü yok etme konusunda etkilidir.

Parvovirüs taşıyan bir köpeğin dışkısının bulunduğu bir ortamda başka bir köpeğin bu dışkı ile olan teması sonucu enfeksiyon kapması köpekte kanlı ishal nedenleri arasında ilk sırada yer alır. Parvovirüsün bulaşmış olduğu köpekte kanlı ishal hastalığının belirtileri 1 hafta ile on gün arasında çıkmaya başlar.

Parvovirüs her ırktan ve her yaştan köpeği etkileyebilme özelliğine sahiptir ancak yaygın olarak aşısız yavru köpeklerde (1 yaşın altında) görülmektedir. Parvovirüsün neden olduğu kanlı ishal beş aylık ve daha küçük köpeklerde öldürücü özelliğe sahiptir. Bu nedenle barınaklardan köpek sahiplenmek isteyenler ve evlerinde başka köpekleri olan kişiler bu durumu dikkate almalıdır. Parvovirüs yavru köpeklerde ortaya çıktığında tedavisi çok zordur ve hastalığa yakalanan köpekler yüksek oranda ölürler. Aşılanmamış köpekler ise her zaman parvovirüse yakalanma riskine sahip olurlar.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde kanlı ishal belirtileri enfekte olmuş her köpek için değişkenlik gösterebilmektedir. Parvovirüsten etkilenmiş ve enfekte olmuş köpeklerde hastalığın ilk evrelerinde yaygın olarak kusma görülür ve bunu kötü kokulu yapışkan yapılı ishal takip eder. Enfeksiyonun etkisini göstermeye başladığı ilk zamanlarda ishal şeklinde çıkan dışkının içinde kan gözlemlenmeyebilir ancak enfeksiyon yayıldıkça dışkıda kan da görülmeye başlar. Köpeklerde görülen diğer kanlı ishal belirtileri ise şu şekildedir:

  • Yeme içmede azalma, iştahsızlık
  • Yüksek ateş
  • Dikkat dağınıklığı
  • Halsizlik
  • Sıvı kaybı

Parvovirüsten etkilenen her köpekte bu semptomların her biri görülmeyebilir. Ancak kusma ve ishal hemen hemen bütün köpeklerde görülen kanlı ishal hastalığı belirtilerindendir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Tanısı Nasıl Koyulur?

Köpeklerde parvovirüs enfeksiyonu yayılmadan önce birçok hastalıkta ortak belirtiler arasında yer alan kusma ve ishal şikayetleri görülür. Bu nedenle hastalığın ilk zamanlarında kanlı ishal teşhisinin koyulması zor olabilir. Ayakta muayenenin yetersiz kalacağı kanlı ishal teşhisi için kan ve dışkı örneklerinin incelenmesi gerekir. Dışkı testleri yüksek oranda kanlı ishal teşhisini ortaya çıkaran verilere sahip olsa da nadiren yanıltıcı olabilir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Öldürcü Müdür?

Kanlı ishal hastalığına neden olan parvovirüs için geliştirilen ve virüsü öldüren bir ilaç günümüzde mevcut değildir. Köpeklerde parvovirüs enfeksiyonu direkt olarak köpeği öldürme özelliğine sahip olmasa da belirtilerin şiddeti ve köpeğin güncel sağlık durumu bu aşamada çok önemlidir.

Parvovirüs bağırsakları hedef alan bir virüs olduğu için bağırsakları koruyan zarlara zarar verir ve bu durum sonucunda köpekler ciddi dehidrasyonlar yaşar. Su kaybı yaşayan köpekte eğer ki önlem alınmazsa hastalık çok daha kötü duruma gelebilir ve köpeğin ölüm riski artar.

Köpeklerde kanlı ishal teşhisi koyulduğunda ya da kanlı ishalden şüphelenildiğinde öncelikle köpekteki su kaybını önlemek gerekir. Köpeğin kaybettiği su miktarı vücuda geri kazandırılınca yaşama şansı da artar. Dehidrasyon görülen kanlı ishal vakalarında acilen önlem alınmazsa eğer bu durum köpekler için öldürücü olabilir.

Hastalığın yayılmasıyla birlikte bağırsaklarda yoğun tahribat sonucunda kan dolaşım enfeksiyonu meydana gelebilir. Köpeklerde kan dolaşım enfeksiyonu ile birlikte dehidrasyonun görülmesi bu aşamada kanlı ishal hastalığının kritik bölümünü oluşturur. Kanlı ishal hastalığı ciddi su kaybına ek olarak kan dolaşım enfeksiyonu aşamasına geçtiyse öldürücü etkiye sahip olur. Eğer bu komplikasyonlar oluşmadıysa yoğun bir tedavi ile iyileşme gösterebilirler.

Parvovirüsün neden olduğu enfeksiyonlar bazı köpek ırklarında çok daha yüksek ölüm oranına sahiptir. Kanlı ishal sonucunda ölüm oranı fazla olan köpek ırkları ise şu şekildedir:

  • Rottweiler
  • Doberman pinscher
  • Poddle

Köpeklerde kanlı ishal tedavisine başlandığında (eğer ki köpek yüksek risk aşamasında / grubunda değilse) genellikle ilk 4 gün içinde tedaviye yanıt alınır ve iyileşme görülmeye başlar. Ancak ilk 4 gün içinde tedaviye yanıt alınamıyorsa köpeğin fiziksel özellikleri tedavi için yeterli olmayabilir ve tedavi süreci daha zorlu geçebilir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Köpeklerde kanlı ishal tedavisi öncelikli olarak köpeğin hayatını tehdit eden semptomları ortadan kaldırmak üzerine olacaktır. Kanlı ishal teşhisi koyulan köpeklerde ilk olarak su kaybı yaşanmış olacağından elektrolit dengesi sağlanır ve su kaybı telafi edilir.

Köpeklerde kanlı ishal ilaç tedavisi devam eden süreçte etkin rol oynar. Öncelikle kan dolaşım enfeksiyonunu önlemek için antibiyotiklere başlanması gerekir ve antispazmodik ilaçlar sayesinde de kusma ve ishal belirtileri önlenmeye çalışılır. Köpeklerde kanlı ishal hastalığı için geliştirilmiş immunoglobulin takviyesi de tedavi için gerekli olan aşamalardan biridir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığı Nasıl Önlenir?

Köpeklerde çok yaygın olarak görülen ve yüksek bulaşma özelliği gösteren, kanlı ishal hastalığına sebep olan parvovirüsü yok eden bir ilaç günümüzde mevcut olmasa da hastalığı önlemek mümkündür.  Bağırsaklara yerleştikten sonra çok hızlı bir şekilde ilerleyen enfeksiyon ölümlere sebep olabilmektedir ancak parvovirüs için geliştirilen aşılar köpekleri kanlı ishal hastalığından korur.

Köpek sahiplerinin köpeklerini kanlı ishal hastalığından korumak için alacağı önlem aşı yaptırmaktır. Yavru köpekler için 2. ay sonunda parvovirüs aşısına başlanmalıdır ve takip eden dozlar düzenli olarak yaptırılmalıdır.

Aşılanan köpeklerde parvovirüs ciddi komplikasyonlara yol açmayacağı gibi öldürücü özelliğini de kaybeder. Ayrıca köpekler aşılı da olsa dış ortamda köpek popülasyonunun fazla olduğu bölgelerde gezdirilmemelidir.

 

Kedilerde Kan Grubu | Köpeklerde Kan Grubu

Kedilerde Kan Grubu | Köpeklerde Kan Grubu

Kedi ve Köpeklerde Kan Grubu

Kedi ve köpeklerde kan grubu herhangi bir kan kaybına neden olan kazalarda, koma veya şok durumlarında ve anemiye sebep olan bazı hastalıklarda kan transfüzyonu için oldukça önemlidir. Özellikle önceden tespit edilmiş kan grupları, hastaya acil ve hızlı bir şekilde müdahale etmek için büyük bir öneme sahiptir.

    Kedi Köpek Kan Grubu

    Kedilerde Kan Grubu

    Kedilerde kan grubu A, B ve AB olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Bu kan gruplarından A kan grubu, kediler arasında en çok yaygın olan kan grubuyken; B grubu daha az yaygın olarak görülür. AB kan grubu ise en nadir görülen kan grubudur. AB grubu genel alıcı olduğundan dolayı hem A hem de B grubundan kan alabilir fakat B grubu yüksek anti -A antikoru içermektedir. Buna karşın A grubunda ise zayıf anti -B antikoru bulunurken; AB kan grubu antikor taşımamaktadır. A grubu, B kan grubuna verilirse bu işlem ölümcül reaksiyonlar ile sonuçlanabilir. B grubunun, A kan grubuna verildiği takdirde ise hafif ve gecikmiş reaksiyonlar gözlemlenmektedir. Bu yüzden A ve B grubuna sahip kediler, birbirlerine hiçbir şekilde kan verememektedir.

    Bir kedinin kan bağışında bulunabilmesi için sağlıklı olması ve aşılarının tam olması gerekmektedir. Verilen kanın FelV, FIP ve FIV virüsü taşımadığı tespit edildikten sonra bu işlem gerçekleştirilebilmektedir. Kedilerin kan grupları içerisinde bu virüslerden herhangi birini taşıması ise kan bağışının yapılamamasına neden olmaktadır. 10 ile 12 ml ölçülerinde olacak şekilde kan bağışı yapabilen kediler, 1 kilo oldukları sürece bağışta bulunabilmektedir. 5 ya da 6 kilogram ağırlığında olan kediler ise 50 ile 75 ml ölçülerine kadar kan bağışı yapabilmektedir.

    Köpek Kan Grubu

    Köpeklerde Kan Grubu

    Köpeklerde kan grubu 13’ün üzerinde bildirilmiş olsa da bunların 8 tanesi uluslararası standartlarda tanımlanabilmiştir. Genellikle diğer kan gruplarına karşı doğal antikor taşımayan köpekler, bu sebepten dolayı ilk transfüzyonda genel olarak reaksiyon oluşturmazlar. Uyumsuz nakilden sonra 4 ya da 14 gün içinde antikorlar oluşabilmektedir fakat tekrarlı transfüzyonlar reaksiyonlara yol açabilmektedir. Köpeklerin kan grupları ise DEA olarak adlandırılmaktadır. Bu kan grupları:

    • DEA 1.1
    • DEA 1.2
    • DEA 3
    • DEA 4
    • DEA 5
    • DEA 6
    • DEA 7
    • DEA 8

    DEA 1.1. ve DEA 1.2. bu kan grupları arasından en yaygın olanlarıdır. Bu kan grupları pozitif ve negatif olarak sınıflandırılmaktadır. Köpeklerin çoğunda en sık rastlanılan kan grubu ise pozitif DEA 1.1 kan grubudur. DEA 1.1 negatif kan grubuna sahip köpekler, uluslararası donör olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden pozitif ve negatif DEA 1.1 kan gruplarına kan verebilmektedirler.

    Köpek Kedi Kan Grupları Öğrenme

    Kedi ve Köpeklerde Kan Grubu Öğrenme

    Kedi ve köpeklerin kan grupları laboratuvarlarda çeşitli testlerin yapılması sonucunda öğrenilmektedir. Bu işlem sırasında kan türünü belirleyen antikorların ve antijenlerin var olup olmadıkları belirlenmektedir. Ancak bazı zamanlarda köpek ve kedilerde acil durumlar ortaya çıkabildiği için acil kan transfüzyonuna gerek olmaktadır. Böyle bir durumda laboratuvar ile iletişime geçilerek kan gruplarını hızlı bir şekilde belirlemek zor bir durumdur. Bu aşamada ise veteriner hekiminiz gerçekleşecek kan transfüzyonu için kararı vermektedir.

    Kedi Kan Grubu

    Uyumsuz Kan Nakillerinin Belirtileri

    Kedi ve köpeklere uyumsuz kan verilmesi durumunda, hayati tehlikeler ortaya çıkmaktadır. Köpekler, uyumsuz kana daha az reaksiyon gösterirken; kedilerde durum tam tersi olarak ciddi akut reaksiyonları ortaya çıkabilmektedir. Kan transfüzyonunun yapılmasından sonra kan grubu uyumsuzlukları kendini bazı belirtiler ile belli etmektedir. Bu belirtiler:

    • İdrar ve dışkıyı tutamama
    • Hipertansiyon
    • Kusma
    • Yüksek ateş
    • Uzun süreli huzursuzluk hali
    • Hipotansiyon

    Bu belirtilerin tedavi edilebilmesi mümkün olsa bile, herhangi bir yanlış uygulama, şok, ölüm ya da ürtiker ile de sonuçlanabilmektedir. Bunları önlemenin tek yolu ise kedi ve köpeklerin kan gruplarını önceden öğrenmektir.

    Ameliyat, kaza ya da iç kanama gibi durumlarda, kan nakli gerekeceği için kedi ve köpeklerin kan gruplarının önceden bilinmiş olması büyük bir önem taşımaktadır. Böylelikle kedi ve köpeklere yapılacak kan transfüzyonları daha hızlı bir şekilde yapılabilmektedir. Kedi ve köpeklerin kan gruplarının bilinmemesi ise hayatlarının riske atılmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden kedi ve köpeklerde kan grupları önceden tespit edildikleri takdirde, hayatlarının tehlikeye atılması durumu ortadan kalmaktadır.