Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde mantar hastalığı tedavi edilmediği durumlarda köpekler için büyük sorunlar oluşturabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Mantarlar köpeklere bulaştığı zaman sporlar üreten parazitik organizmalardır. Doğal ortamda birçok çeşit mantar bulunmaktadır fakat bu mantarların çok az bir türü köpeklerde enfeksiyona sebep olur.

Köpeklerde Mantar Hastalığı

Köpeklerde Mantar Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Mantar hastalığı tedavi edilmediği durumlarda hızla yayılma gösterebilir ve bu durum köpek sahipleri için de sıkıntılı bir durum oluşturabilir. köpeklerde mantar hastalığı insana bulaşır mı sorusunun cevabı bu aşamada evet olacaktır çünkü köpeklerdeki mantar hastalığı zoonoz karakterdedir yani insana bulaşabilme özelliğine sahiptir.

Köpeklerdeki mantar hastalığı kedilerde olduğu gibi yaygın görülür. Kedi ve köpeklerde oluşan mantar enfeksiyonlarının çoğuna aynı tür mantarlar sebep olmaktadır. Bazı mantarlar kedilerde daha fazla enfeksiyona sebep olabilirken, kedilerde daha fazla yaygınken; bazı mantar türleri köpeklerde daha fazla enfeksiyona sebep olur ve köpeklerde daha yaygındır.

Mantarlar genellikle mantar yönünden zengin topraklarda oluşan enfekte topraktan köpeklerde mantar hastalığı neden olur. Mantar enfeksiyonları en genel haliyle köpeklere mantarın solunması, yutulması yoluyla bulaşır. Bir diğer bulaşma şekli ise mantar enfeksiyonu bulaşan bir köpeğe yakın temas sonucuyla ya da mantar ile kontamine bir nesnenin köpeğin yarasından ya da çiziklerinden deri yoluyla içeri girmesi şekliyle gerçekleşir. Doğa yürüyüşleri esnasında topraktan köpeğe kolaylıkla mantar enfeksiyonu bulaşabilir.

Mantarlar türlerine göre kendilerine farklı tipte konakçı seçerler. Bazı mantar türleri sağlıklı köpekleri konakçı olarak seçerken, bazı mantarlar ise bağışıklık sistemi zayıf ve yetersiz olan köpekleri konakçı olarak seçer. Bağışıklık sistemi zayıf olan köpekler genellikle risk grubundadır. Yetersiz beslenen, hasta (kanser, lösemi vb.), stres altındaki, steroid ilaçlar kullanan köpek çeşitleri bağışıklık sistemi zayıf olan köpeklerdir. Ayrıca yavru köpeklerin ve yaşı ilerlemiş köpeklerin de bağışıklık sistemleri zayıftır bu nedenle bazı türdeki mantarlar için ideal bir konak olurlar.

Elde edilen verilere göre antimikrobiyal gibi mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan ilaçların ve immunsupresiflerin yani bağışıklık sitemini baskılayıcı ilaçların uzun süreli kullanımı da mantar enfeksiyonun oluşma / bulaşma riskini de arttırdığı görülmektedir.

Köpeklerde mantar enfeksiyonuna sebep olan en yaygın mantar çeşitleri şu şekildedir:

  • Aspergilloz
  • Burun aspergillozu / nazal aspergilloz
  • Yaygın aspergilloz
  • Kandidiyaz
  • Koksidioidomikoz (Vadi Ateşi)
  • Kriptokokkoz
  • Jeotrikoz
  • Histoplazmoz
  • Mycetomas
  • Blastomikoz
  • Oomikoz (Pythiosis ve Lagenidiosis)
  • Phaeohyphomycosis
  • Rinosporidiyoz
  • Sporotrikoz
Köpek Mantar Hastalığı

Aspergilloz Enfeksiyonu Çeşitleri Nelerdir? Neye Sebep Olur?

Aspergilloz mantarı enfeksiyonu aspergillus mantarının birkaç türünün neden olduğu bir mantar enfeksiyonu çeşididir. Tüm evcil hayvanlarda görülebilme özelliğine sahip en yaygın mantar çeşididir. Köpeklerde aspergilloz solunum yollarını etkileyebilen ve başka bölgelere de yayılma gösterebilen bir mantar enfeksiyonudur. Aspergillozdan etkilenen köpeklerin farklı özellikleri ve farklı semptomları olabilmektedir.

Burun boşluğu ve sinüsleri etkileyen nazal aspergilloz enfeksiyon hastalığı aspergillus fumigatus mantarından kaynaklanmaktadır. Nazal aspergilloz genellikle burun boşluğuna etki eden ve pek fazla yayılma göstermeyen bir mantar enfeksiyonu çeşididir. Burun bölgesini işgal eden nazal aspergilloz mantarları genellikle kendisine sağlıklı köpekleri konakçı olarak seçer ve en sık uzun burunlu köpek ırklarında görülür.

Aspergilloz enfeskiyonu belirtileri şu durumları içerebilir:

  • Uyuşukluk
  • Kanlı burun akıntısı
  • Burunda ağrı meydana gelme
  • Hapşırma
  • Burun delikleri çevresinde lezyonların gözlemlenmesi ve ülserler

Köpeklerde mantar hastalığı ilaçları nazal aspergilloz teşhisi yapılan köpekler için burun boşluğuna ve burun bölgesine uygulanan antifungal ilaçlar ve gerekirse ağızdan yutulan antifugal ilaçları içerir. Yaygın aspergilloz çeşidinde ise enfeksiyona genellikle aspergillus tereus, aspergillus deflectus ve aspergillus niger mantarları sebep olmaktadır. Yaygın aspergilloz enfeksiyonu en çok Alman çoban köpeklerinde görülür.

Yaygın aspergilloz hastalığında mantar solunum yolunu tutar ve buradan akciğerlere geçer. Genellikle enfeskiyon kan dolaşımına sıçrar ve buradan da omurgalara ve böbreklere doğru ilerleme gösterir. Organlar ile birlikte kas sistemi ve kemik sistemi de etkilenebilir.

Yaygın aspergilloz hastalığı belirtileri arasında:

  • Kısmi felç
  • Topallık
  • Nörolojik belirtiler
  • İştahsızlık
  • Kilo kaybı
  • Kas kaybı
  • Yüksek ateş
  • Halsizlik
  • Uyuşukluk
  • Kusma
  • İdrarda kan
  • İdrar kaçırma
  • Lenf düğümü büyümesi

Durumları gözlenebilmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf olan hasta köpeklerin çoğu yaygın aspergilloz enfeksiyon hastalığında iyi bir tedaviye rağmen ölebilmektedir. Köpeklerde mantar hastalığı tedavisi yaygın aspergilloz enfeksiyonunda karmaşık olabilmektedir.

Köpeklerde Mantar

Kandidiyaz Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Kandidiyaz mantar enfeksiyonuna genellikle candida albicans mantarı neden olur ve köpeklerde nadir olarak görülür. Kandidiyaz enfeksiyonundan mukoza zarları, cilt ve mide-bağırsak sistemleri etkilenir.

Köpeklerde mantar ilacı kandidiyaz mantar enfeksiyonu için topikal uygulama gerektiren antifungal merhemlerden oluşmaktadır ve bazı durumlarda damar yolundan ilaçlar enjekte edilebilir.

Koksidioidomikoz (Vadi Ateşi) Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Koksidioidomikoz mantar enfeksiyonuna genellikle coccidioides immitis mantarı neden olur ve mantar sporlarının solunmasıyla oluşan, köpekler arsında bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon çeşididir.

İnsanlar ve kediler vadi ateşi hastalığından etkilenebilirler ancak bu hastalığa en çok köpekler yatkınlık gösterir. Köpeklerde mantar hastalığı belirtileri vadi ateşi enfeksiyonu için köpeğin durumuna ve enfeksiyonun yayılma şekline / hızına göre farklılık gösterebilmektedir. Vadi ateşi genellikle solunum yollarını etkileyen bir hastalıktır ancak buradan gözlere, kemiklere, eklemlere bulaşma gösterebilir. Vadi ateşsi hastalığının genel belirtileri ise şu şekildedir:

  • Kronik öksürük
  • İştahsızlık
  • Topallama
  • Yüksek ateş
  • İshal
  • Deride lezyonlar ve ülserler

Vadi ateşi teşhisi koyulan köpekler için hastalık tedavisi enfeksiyonun vücuda yayıldığı durumlarda 12 ay sürebilmektedir. Eğer hastalık ortaya çıktığında kronik solunum yolu hastalıkları da oluştuysa uzun süre antifungal ilaçların kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir. Vadi ateşi hastalığı tedavisi solunum yolu belirtilerini ortadan kaldırma için etkilidir fakat enfeksiyonun yayılımına göre ve köpeğin sağlık durumuna göre risk durumu oluşabilmektedir.

Kriptokokkoz Enfeksiyonu Nedir? Neye Sebep Olur?

Cryptococcus neoformans and cryptococcus gattii mantarları kriptokokkoz enfeksiyon hastalıklarının oluşmasına neden olur. Bu enfeksiyon çeşidinde solunum yolları başta olmak üzere, merkezi sinir sistemi, göz, burun boşluğu ve cilt de etkilenebilir. Kriptokokkoz enfeksiyonu mantarları genellikle bağışıklık sistemi zayıf olan köpekleri konakçı olarak seçer.

Köpeklerde kriptokokkoz enfeksiyon belirtileri şu şekildedir:

  • Merkezi sinir sistemi tutulumu sonucu oluşan anormal göz hareketleri, yüz felci, nöbetler ve daire çizme gibi belirtiler.
  • Göz iltihabı ve gözde kanama
  • Burunlar ve akciğerlerde nodüller

Kriptokokkoz enfeksiyon hastalığı köpeklerde mantar hastalığı nasıl tedavi edilir durumu için yaygın tedavi yöntemlerini içerir. Burun içi oluşan nodüller cerrahi yöntemle temizlenir ve enfeksiyon için antifungal ilaçlar kullanılır. Tedavi / tedavi süresi enfeksiyonun yayılma şekline göre köpeğin sağlık durumuna göre değişkenlik gösterecektir ancak bağışıklık sistemi zayıf olan köpeklerde iyileşme oranı düşüktür ve ölümler gerçekleşebilmektedir.

Köpeklerde meydana gelen mantarların neden olduğu histoplazmoz, misetom, blastomikoz, oomikoz (Pythiosis ve Lagenidiosis), feohifomikoz, finosporidiyoz ve sporotrikoz enfeksiyonları köpeklerde nispeten nadir görülür ve enfeksiyonun her çeşidi için zayıf bağışıklık sistemine sahip köpekler risk altındadır.

Köpeklerde mantar hastalığı öldürür mü sorusunun yanıtı zayıf bağışık sistemine sahip olan köpekler için bu risk hep olacaktır. Ancak bazı durumlarda mantar hastalığı sağlıklı bir köpekte de tedavi edilmediği sürece (özellikle yayılma eğilimi olan mantar enfeksiyonlarında) çeşitli komplikasyonlara yol açabilir ve köpeği öldürebilir. Bu nedenle köpekte mantar hastalığının belirtileri görülmeye başlandığında vakit kaybetmeden tedaviye başlanması gerekir.

Köpeklerde Lenfoma

Köpeklerde Lenfoma

Köpeklerde lenfoma kötü huylu, kan yoluyla bulaşan bir lenfosit kanseri durumunu açıklamaktadır. Lenf kanseri lenf düğümlerine veya lenfatik sisteme saldırır ve lenfoma hastalığı lenf hücrelerinin kanser olmasıyla oluştur. Köpeklerde lenfoma genellikle sindirim sistemi, deri ve göz gibi bölgeleri etkilerken karaciğer, böbrek gibi birçok organı da etkileme özelliğine sahiptir. Lenfoma kanseri sadece bir bölgede lokalize olabileceği gibi tüm vücuda yayılma özelliği de gösterebilir.

Lenfatik sistem lenf düğümlerini, dalak ve bademcikleri içeren lenfatik organları ve lenfatik damarları içerir. Lenfatik sistemlerin vücutta çok önemli görevleri vardır. Köpeklerde lenfoma evreleri oluşan lenfomanın türüne ve yayılma şekline bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Köpeklerde Lenfoma

Lenfoma En Çok Hangi Köpeklerde Görülür?

Köpeklerde lenfoma oluşumun birden fazla sebebi vardır. Bazı köpek cinsleri ise lenfomanın oluşmasına daha yatkındırlar. Kurt cinsi köpekler ise lenfoma türü kansere yatkın değillerdir. Lenfoma kanserine en yatkın olan köpek cinsleri ise: Teriyer, buldog, golden retriever, boxer, pomeraian, sanit bernard cinlerindeki köpeklerdir.

Lenfoma aynı zamanda orta yaşlı ve yaşlı köpeklerde daha yaygın görülür. Henüz kanıtlanmamış olsa da genetik aktarma şeklinde lenfoma kanserinin görülme oranı da çok yüksektir. Elde edilen veriler doğrultusunda köpeklerde lenfoma kanseri genetik yatkınlıktan dolayı ortaya çıkabilmektedir.

Köpeklerde lenfoma hastalığı en sık teşhis edilen kanser olma özelliğine sahiptir ve tedavi edilebilirlik oranı yüksektir. Lenfoma kanseri köpeklerde kanser teşhislerinin %15-20’sini oluşturur. Köpeklerde yaygın olarak görülen lenfomanın köpekler üzerinde çok farklı etkiye sahip çeşitleri mevcuttur ancak en yaygın dört farklı çeşidi vardır. Lenfoma çeşitleri ise şu şekildedir:

  • Sistemik lenfoma / çok merkezli lenfoma
  • Sindirimsel lenfoma
  • Mediastinal lenfoma
  • Ekstranodal lenfoma / kutanöz lenfoma
Köpek Lenfoma

Sistemik Lenfoma / Çok Merkezli Lenfoma Nedir?

Sistemik lenfoma köpeklerde en yaygın görülen lenfoma türüdür ve köpeklerde sistemik lenfoma %80-85 oranında görülmektedir. Sistemik / çok merkezli lenfoma çeşidinde kanser hücreleri köpek vücudundaki lenf düğümlerine saldırır.

Sindirimsel Lenfoma Nedir?

Köpeklerde b hücreli lenfoma sindirim sistemini etkileyen lenfomadır ve en sık görülen diğer lenfoma çeşidi olma özelliği taşır.

Mediastinal Lenfoma Nedir?

Mediastinal lenfoma sindirimsel lenfomaya ve sistemik lenfomaya kıyasla daha nadir görülür. Mediastinal, köpeklerde göğüs boşluğunun içinde yer alan büyük bir bölgeyi kapsamaktadır. Mediastinal lenfoma ise göğüste yer alan lenf düğümleri ve timüs gibi lenfoid organlarının etkilenmesi ile oluşur.

Köpeklerde Ehrlichia Hastalığı –  Erlişya

Köpeklerde Ehrlichia Hastalığı – Erlişya

Köpeklerde ehrlichia hastalığı genellikle kahverengi köpek kenesi tarafından bulaşma gösteren, erlichia canis paraziti kaynaklı bulaşıcı bir köpek hastalığıdır. Köpeklerde ehrlichia özellikle Alman çoban köpekleri ve doberman pinschers cinslerinde yaygın olarak görülür.

köpek ehrlichia hastalığı

Köpeklerde Ehrlichia Nedir?

Köpeklerde ehclichia hastalığına riketsiya organizması sebep olur ve bunlar bakterilere benzemektedir. Ehrlichia hastalığı köpeklerde en sık görülen riketsiyal türdür. Bazı durumlarda riketsiyanın diğer türleri de hastalığa sebep olabilir. Köpeklerde erlişya hastalığı hastalık ilk olarak Vietnam’daki askeri köpeklerde ortaya çıktığı için, izci köpek hastalığı ve tropikal köpek pansitopeni olarak da adlandırılır. Köpeklerde ehrlichia hastalığı zoonoz bir özelliğe sahiptir yani insanlara da bulaşabilmektedir.

Ehrlichia ile Bir Köpek Nasıl Enfekte Olur?

Ehrlichia, köpeklerde enfekte bir kene tarafından ısırıldıktan sonra gelişen bir hastalık olma özelliği taşır. Kahverengi köpek kenesi, Ehrlichia organizmasının doğadaki ana kaynağıdır. Bu nedenle hastalık direkt olarak kahve rengi köpek kenesinden köpeklere taşınır ve bu şekilde enfekte olur. Elde edilen verilere ve yapılan araştırmalara göre başka kene türlerinin de köpeklerde ehrlichia’nın alt türlerinin görülmesine sebep olduğu anlaşılmıştır.

Ehrlichia’nın Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde ehrlichia hastalık belirtileri üç aşamaya ayrılmaktadır:

  • Akut enfeksiyon (erken hastalık)
  • Subklinik enfeksiyon (enfeksiyon belirtileri görülmez)
  • Kronik enfeksiyon (Uzun süreli enfeksiyon)

Akut Enfeksiyon (erken hastalık) Aşaması Nedir?

Ehrlichia’nın yaygın olarak görüldüğü bölgelerde akut dönem bulgularına sahip birçok köpek görülür. Hastalığın akut aşamasında enfekte köpeklerde görülen belirtiler şu şekildedir:

  • Yüksek ateş
  • Şişmiş lenf düğümleri
  • Solunum güçlüğü
  • Kilo kaybı
  • Kanama bozuklukları (kendiliğinden kanama durumları)
  • Nadir olarak nörolojik rahatsızlıklar

Ehrlichia’nın akut aşamas 2 – 4 hafta sürebilir ve bazı köpeklerde enfeksiyon kendiliğinden iyileşme özelliği gösterebilir. Bazı köpekler ise subklinik aşamasına geçebilir.

köpeklerde ehrlichia hastalığı

Subklinik Enfeksiyon Aşaması Nedir?

Subklinik aşama ise organizmanın mevcut olduğu, ancak herhangi bir hastalık belirtisine neden olmadığı enfeksiyon aşamasını açıklar. Köpek sahipleri subklinik aşamasında olan bir köpeğin enfeksiyon geçirdiğini çoğunlukla anlayamaz çünkü köpekler hiçbir belirgin hastalık belirtisi göstermez.

Subklinik aşama genellikle en sıkıntı yaratan durumları oluşturur. Çünkü organizma köpeğin vücudundayken bulaşıcı olma özelliğini kaybetmez ve farklında olmadan hastalık yayılır. Subklinik aşamasında bir köpeğin enfekte olabileceği ancak kan testiyle ortaya çıkabilir ki bu da çoğu zaman yapılamaz çünkü ehrlichia anlaşılamaz.

Subklinik aşamasında enfekte olan köpeklerdeki enfeksiyon kendiliğinden iyileşme gösterebilir ya da sonraki aşama olan kronik ehrlichiosis’e ilerleyebilir.

Kronik Enfeksiyon Aşaması Nedir?

Kronik ehrlichiosis, bağışıklık sisteminin enfekteye sebep olan organizmayı ortadan kaldıramaması sonucunda oluşur. Köpeklerde kronik aşamaya geçen hastalık için tedavi daha da zorlaşır ve daha büyük sağlık problemleri ortaya çıkar. Kronik ehrlichiosis belirtileri ise şu şekildedir:

  • Kan kaybı nedeniyle anemi / kansızlık
  • Kanama nöbetleri
  • Topallık
  • Göz problemleri (gözde kanama / körlük)
  • Nörolojik problemler
  • Şişmiş uzuvlar

Kronik ehrlichiosis kronik aşamaya geçtiğinde acilen tedaviye başlanmalıdır. Hastalığın kronik evresinde tedavi süresi çok daha uzun olur ancak zamanında müdahale ile hayatta kalabilirler.

Köpeklerde Ehrlichia Hastalığının Tedavisi Nasıl Olur?

Köpeklerde erlişya hastalığı tedavisi özellikle kronik aşamadaki köpekler için fazla kan kaybedilmesi durumunda öncelikli olarak uygun kan naklinin yapılması ile başlar.Kan nakli hastalığı ortadan kaldırmaz ancak hayati önem taşır. Köpeğin iyileşebilmesi için önce semptomları ortadan kaldırmak gereklidir.

Köpeklerde Ehrlichia Tedavisi

Doksisiklin gibi bazı antibiyotikler erlişya hastalığı için oldukça etkilidir. Genel sağlık durumu iyi olan köpekler dört haftalık bir tedavi sürecinden sonra iyileşebilirler. Enfekte köpeğin sağlık durumuna ve kan parametrelerine bağlı olarak steroidler gibi bazı destekleyici ilaçlara da ihtiyaç duyulabilmektedir.

Köpeklerde lyme aşısı her yıl bir kez düzenli olarak yaptırıldığında kenelerin köpeklere zarar vermesi engellenmiş olur.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus

Köpeklerde kanlı ishal hastalığı sık görülebilen ve öldürücü olabilen bir hastalıktır. Kanlı ishal hastalığı yüksek bulaşma özelliğine sahiptir ve köpeklerin bir arada yaşadığı yerlerde, özelikle de barınaklarda görülme olasılığı daha yüksektir. Köpeklerde görülen kanlı ishal hastalığı kedilerde görülen gençlik hastalığı ile çok benzer özelliklere sahiptir ve benzer hastalık belirtileri taşırlar.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Nasıl Bulaşır?

Parvovirüs ya da köpeklerde kanlı ishal hastalığı en genel anlamıyla parvovirüs taşıyan köpeklerin bıraktığı dışkıdan başka bir köpeğe bulaşır ve yayılma özelliği gösterir. Parvovirüs henüz semptomlar köpeklerde oluşmadan önce dışkı yoluyla dışarı çıkabilir ve başka köpeklere bulaşabilir. Kuluçka döneminden itibaren bulaşma riski olan parvovirüs bu nedenle yüksek bulaşıcı özelliğe sahip bir virüstür. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan köpekler virüsü soluyarak vücutlarına taşırlar. Vücuda giren parvovirüs doğrudan bağırsaklara yerleşir ve iltihaplanma oluşturur.

Kanlı ishal hastalığının oluşmasına neden olan parvovirüsün iki tipi bulunmaktadır. Bunlar: CPV-1 ve CPV-2b tipindeki parvovirüslerdir. CPV-2b tipi parvovirüs köpeklerde kanlı ishal hastalığında en tehlikeli rol oynayan virüstür ve öldürücüdür. CPV-1 tipi parvovirüs ise özellikle yavru köpekler başta olmak üzere her yaştan köpeği etkileyebilir. CPV-1 tipi parvovirüsün bulaştığı köpeklerde 2b tipi parvovirüsüne kıyasla semptomlar daha hafif atlatılır ve virüsün bulaştığı köpeklerde ishal meydana gelir.

Köpekte kanlı ishal hastalığına neden olan parvovirüs inatçı karakterde bir virüstür. Dezenfektan kullanımının işe yaramadığı parvovirüs için alkol ve yüksek ısı da etki etmemektedir. Parvovirüs normal koşullar altında yaklaşık üç ay canlı kalabilir ve bulunduğu ortamda köpeklerde yayılmaya devam edebilir. Eğer parvovirüsün bulunduğu bir ortam sterilize edilecekse herhangi bir dezenfektan ya da alkol kullanımı yerine çamaşır suyu tercih edilmelidir. Su ile hazırlanan çamaşır suyu çözeltisi parvovirüsü yok etme konusunda etkilidir.

Parvovirüs taşıyan bir köpeğin dışkısının bulunduğu bir ortamda başka bir köpeğin bu dışkı ile olan teması sonucu enfeksiyon kapması köpekte kanlı ishal nedenleri arasında ilk sırada yer alır. Parvovirüsün bulaşmış olduğu köpekte kanlı ishal hastalığının belirtileri 1 hafta ile on gün arasında çıkmaya başlar.

Parvovirüs her ırktan ve her yaştan köpeği etkileyebilme özelliğine sahiptir ancak yaygın olarak aşısız yavru köpeklerde (1 yaşın altında) görülmektedir. Parvovirüsün neden olduğu kanlı ishal beş aylık ve daha küçük köpeklerde öldürücü özelliğe sahiptir. Bu nedenle barınaklardan köpek sahiplenmek isteyenler ve evlerinde başka köpekleri olan kişiler bu durumu dikkate almalıdır. Parvovirüs yavru köpeklerde ortaya çıktığında tedavisi çok zordur ve hastalığa yakalanan köpekler yüksek oranda ölürler. Aşılanmamış köpekler ise her zaman parvovirüse yakalanma riskine sahip olurlar.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde kanlı ishal belirtileri enfekte olmuş her köpek için değişkenlik gösterebilmektedir. Parvovirüsten etkilenmiş ve enfekte olmuş köpeklerde hastalığın ilk evrelerinde yaygın olarak kusma görülür ve bunu kötü kokulu yapışkan yapılı ishal takip eder. Enfeksiyonun etkisini göstermeye başladığı ilk zamanlarda ishal şeklinde çıkan dışkının içinde kan gözlemlenmeyebilir ancak enfeksiyon yayıldıkça dışkıda kan da görülmeye başlar. Köpeklerde görülen diğer kanlı ishal belirtileri ise şu şekildedir:

  • Yeme içmede azalma, iştahsızlık
  • Yüksek ateş
  • Dikkat dağınıklığı
  • Halsizlik
  • Sıvı kaybı

Parvovirüsten etkilenen her köpekte bu semptomların her biri görülmeyebilir. Ancak kusma ve ishal hemen hemen bütün köpeklerde görülen kanlı ishal hastalığı belirtilerindendir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Tanısı Nasıl Koyulur?

Köpeklerde parvovirüs enfeksiyonu yayılmadan önce birçok hastalıkta ortak belirtiler arasında yer alan kusma ve ishal şikayetleri görülür. Bu nedenle hastalığın ilk zamanlarında kanlı ishal teşhisinin koyulması zor olabilir. Ayakta muayenenin yetersiz kalacağı kanlı ishal teşhisi için kan ve dışkı örneklerinin incelenmesi gerekir. Dışkı testleri yüksek oranda kanlı ishal teşhisini ortaya çıkaran verilere sahip olsa da nadiren yanıltıcı olabilir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Öldürcü Müdür?

Kanlı ishal hastalığına neden olan parvovirüs için geliştirilen ve virüsü öldüren bir ilaç günümüzde mevcut değildir. Köpeklerde parvovirüs enfeksiyonu direkt olarak köpeği öldürme özelliğine sahip olmasa da belirtilerin şiddeti ve köpeğin güncel sağlık durumu bu aşamada çok önemlidir.

Parvovirüs bağırsakları hedef alan bir virüs olduğu için bağırsakları koruyan zarlara zarar verir ve bu durum sonucunda köpekler ciddi dehidrasyonlar yaşar. Su kaybı yaşayan köpekte eğer ki önlem alınmazsa hastalık çok daha kötü duruma gelebilir ve köpeğin ölüm riski artar.

Köpeklerde kanlı ishal teşhisi koyulduğunda ya da kanlı ishalden şüphelenildiğinde öncelikle köpekteki su kaybını önlemek gerekir. Köpeğin kaybettiği su miktarı vücuda geri kazandırılınca yaşama şansı da artar. Dehidrasyon görülen kanlı ishal vakalarında acilen önlem alınmazsa eğer bu durum köpekler için öldürücü olabilir.

Hastalığın yayılmasıyla birlikte bağırsaklarda yoğun tahribat sonucunda kan dolaşım enfeksiyonu meydana gelebilir. Köpeklerde kan dolaşım enfeksiyonu ile birlikte dehidrasyonun görülmesi bu aşamada kanlı ishal hastalığının kritik bölümünü oluşturur. Kanlı ishal hastalığı ciddi su kaybına ek olarak kan dolaşım enfeksiyonu aşamasına geçtiyse öldürücü etkiye sahip olur. Eğer bu komplikasyonlar oluşmadıysa yoğun bir tedavi ile iyileşme gösterebilirler.

Parvovirüsün neden olduğu enfeksiyonlar bazı köpek ırklarında çok daha yüksek ölüm oranına sahiptir. Kanlı ishal sonucunda ölüm oranı fazla olan köpek ırkları ise şu şekildedir:

  • Rottweiler
  • Doberman pinscher
  • Poddle

Köpeklerde kanlı ishal tedavisine başlandığında (eğer ki köpek yüksek risk aşamasında / grubunda değilse) genellikle ilk 4 gün içinde tedaviye yanıt alınır ve iyileşme görülmeye başlar. Ancak ilk 4 gün içinde tedaviye yanıt alınamıyorsa köpeğin fiziksel özellikleri tedavi için yeterli olmayabilir ve tedavi süreci daha zorlu geçebilir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Köpeklerde kanlı ishal tedavisi öncelikli olarak köpeğin hayatını tehdit eden semptomları ortadan kaldırmak üzerine olacaktır. Kanlı ishal teşhisi koyulan köpeklerde ilk olarak su kaybı yaşanmış olacağından elektrolit dengesi sağlanır ve su kaybı telafi edilir.

Köpeklerde kanlı ishal ilaç tedavisi devam eden süreçte etkin rol oynar. Öncelikle kan dolaşım enfeksiyonunu önlemek için antibiyotiklere başlanması gerekir ve antispazmodik ilaçlar sayesinde de kusma ve ishal belirtileri önlenmeye çalışılır. Köpeklerde kanlı ishal hastalığı için geliştirilmiş immunoglobulin takviyesi de tedavi için gerekli olan aşamalardan biridir.

Köpeklerde Kanlı İshal : Parvovirus Hastalığı Nasıl Önlenir?

Köpeklerde çok yaygın olarak görülen ve yüksek bulaşma özelliği gösteren, kanlı ishal hastalığına sebep olan parvovirüsü yok eden bir ilaç günümüzde mevcut olmasa da hastalığı önlemek mümkündür.  Bağırsaklara yerleştikten sonra çok hızlı bir şekilde ilerleyen enfeksiyon ölümlere sebep olabilmektedir ancak parvovirüs için geliştirilen aşılar köpekleri kanlı ishal hastalığından korur.

Köpek sahiplerinin köpeklerini kanlı ishal hastalığından korumak için alacağı önlem aşı yaptırmaktır. Yavru köpekler için 2. ay sonunda parvovirüs aşısına başlanmalıdır ve takip eden dozlar düzenli olarak yaptırılmalıdır.

Aşılanan köpeklerde parvovirüs ciddi komplikasyonlara yol açmayacağı gibi öldürücü özelliğini de kaybeder. Ayrıca köpekler aşılı da olsa dış ortamda köpek popülasyonunun fazla olduğu bölgelerde gezdirilmemelidir.

 

Köpeklerin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılır? 

Köpeklerin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılır? 

Kendinize bir köpek dost edinmeye karar verdikten sonra veya tesadüf eseri bir köpeğe denk gelip sahiplendikten sonra köpek cinsiyeti anlamak ve ona göre köpek davranışlarını da anlamak işinizi kolaylaştıracaktır.

köpeklerin cinsiyeti nasıl anlaşılır

Köpek Cinsiyeti Anlamak Neden Önemlidir?

Köpek cinsiyeti öğrenmek her şeyden önce köpeğinizle aranızdaki iletişimin kalitesi için, onun cinsiyetine göre davranışlarının normal veya anormal olduğu anlamanız için köpeğinizin cinsiyetini bilmeniz gerekmektedir. Örneğin, erkek köpekler daha dağınık ve hareketli olup dişi köpekler daha sakin ve düzenlidir. Dağınık bir köpeğe sahipseniz köpeğinizin cinsiyeti eğer erkekse bu durumu normal karşılayabilirsiniz. Fakat dişi bir köpek ile birlikteyseniz durumun anormal olup olmadığını bilmek için veterinere danışabilirsiniz.

Köpeklerde Cinsiyet Farkını Anlamak İçin İpuçları

Köpeklerde cinsiyet ayrımı özellikle ilk 3 hafta içerisinde anlaşılması zor bir husustur. Çünkü köpeklerin henüz cinsel organları belli olmayacaktır. Organ oluşumu için 8 hafta geçerli bir süredir. Organlar belli olduktan sonra cinsiyeti anlamanız için ise şunları yapabilirsiniz:

  • Köpeğinizin dış görünüşüne bakarak; eğer daha kaslı ve iri kemiklere sahip ise erkek, daha küçük cüsseli ise dişi köpek olabilmektedir.
  • Dişi köpekler, erkek köpeklere göre çabuk olgunlaşır ve dişiler erkeklere göre daha hassaslardır.
  • Yavru köpeklerde anlaşılması zor olsa da yetişkin köpeklerde köpeğinizin karın ile kuyruğu arasındaki çizgide testisler ve penis görünüyorsa köpeğiniz erkek, vajinal bir açıklık bir kesik var ise köpeğiniz dişidir.
  • Köpeklerde cinsiyet farkı anlaşılması için köpek davranışına da bakılabilir. Köpeğiniz daha dominant ise erkek, daha itaatkâr ise dişidir.
  • Köpeğiniz dağınık ise erkek, düzenli sakin ise dişi olma ihtimali yüksektir.
  • Köpeğiniz hareketli ise erkek, daha sakin ise dişi olmak ihtimali yüksektir.
  • Dişi köpekler doğurganlık özelliklerinden dolayı ailelerine daha düşkün ve daha korumacılardır. Erkek köpekler ise daha gezgin ve daha az evcillerdir.
  • Dişi köpekler ile iletişim kurmanız erkek köpeklere göre daha kolay olacaktır.
  • Dişi köpeklerin eğitilmesi erkek köpeklere göre daha kolaydır.
  • Dişi köpeklerin eğitilme kolaylığından dolayı erkek köpeklere göre daha zeki olduğu düşünülmektedir.
  • Dişilerdeki koku hafızası da erkeklere göre daha baskındır.
    Köpek Cinsiyeti Anlama

    Yavru Köpeklerde Cinsiyet Ayrımı

    Yetişkin köpeklerde cinsiyet ayrımı daha kolaydır ancak basit yöntemlerle yavru köpeklerde de cinsiyet ayrımı yapmak mümkündür. Yavru köpeğinizle 8 haftanın sonunda cinsiyet ayrımını yapmak için köpeğinizi ters çevirerek karnı ile kuyruğu arasındaki çizgiyi takip ederek cinsiyet tayini yapabilirsiniz. Yavru köpeğinizin üzerinde göbek bağı bulunuyorsa göbek bağının 1 cm altında erkek organ yumru gibi görünecektir. Göbek bağı ile cinsel organı karıştırmak mümkündür. Bunu anlamak için karın ile kuyruk arası çizgi yine size referans olacaktır. Eğer karna yakın bir organ görüyorsanız bu göbek bağıdır, kuyruğa yakın bir organ görüyorsanız da bu cinsel organdır. Eğer karın ile kuyruk arasındaki çizgide bir kesik görüyorsanız bu vajinal açıklıktır ve köpeğiniz dişidir.

    Büyümeyen Köpek Cinsleri

    Büyümeyen Köpek Cinsleri

    Büyümeyen köpek cinsleri hayatın her alanında karşılaşılan köpeklerin türlerinden biridir. Küçük boyutlu olmalarıyla ön plana çıkan bu köpekler, ırklarına bağlı olarak daha az tüy dökmektedirler. Bu tür köpeklerin ortak özelliği ise yaşlandıkça daha fazla büyümemeleridir.

    Pomeranian Boo

    pomeranian boo

    Dik kulaklı olan Pomeranianlar, çeşitli renklerdeki tüylere sahip olabilmektedir. İnsanlar ve diğer köpekler ile anlaşma konusunda çekimser olan bu köpekler, yabancı insanları kolay kolay sevmemektedir. İlgiyi sevmeleri nedeniyle ise Pomeranianlar uzun saatler boyunca yalnız bırakılmamalıdır. Gerektiği zamanlarda banyo yaptırılması gerekilen bu köpekler, aynı zamanda dişlerinin fırçalaması konusunda da büyük hassasiyet taşımaktadır.

    Toy Poodle

    Toy Poodle

    Yüksek bir zekaya sahip olmaları nedeniyle Toy Poodleların eğitim süreci oldukça kolaydır. Koku alma, algılama ve odaklanma hızı yüksek olan bu köpekler, tek katmanlı, sert, uzun ve kıvırcık tüylere sahiptir. Cilt ve kulak sorunları yaşayabilmelerinin yanı sıra alerjik reaksiyonlara da karşıda bir yatkınlık gösteren bu köpekler, 20 ile 28 santim boy uzunluğuna sahiptir. Kuyrukları kısa ve dik olan Toy Poodlelar, en fazla 6 kilo ağırlığına ulaşabilmektedir.

    Maltese Terrier

    maltese terrier

    Büyümeyen köpek türleri arasında bulunan ve Malta ile Terrier cinslerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan Maltese Terrier, terapi köpeği olarak da görev alabilmektedir. Hassas tüylere sahip olmaları nedeniyle taranırken oldukça dikkatli davranmak gerekmektedir. Özellikle vücut ısısını koruyabilmesi için tüylerinin yeterli olacak şekilde uzun bırakılmasına önem verilmelidir. Ayrıca tüylerin, kulak ve göz bölgesinde uzun kalmaması önemli bir diğer detaydır. Tüy dökmeyen bu köpeklerin ömürlerinin süresi ise 15 ile 18 yıl arasındadır.

    Pekinez

    pekinez köpek

    Çin’e özgü bir tür olan Pekinez, zekası ile dikkat çekmektedir. Eğitimleri sürecinde inatçı davranabilen bu köpekler, uzun ve kabarık tüylere sahiptir. 12 ile 15 yıl arası bir ömre sahip olan Pekinezler, 3 ve 6 kilo ağırlığındadır. Kendilerine ait bir alanın olmasından hoşlanmalarının yanı sıra, büyümeyen köpekler sınıfında bulunan Pekinezler, sahipleri ile vakit geçirmekten ve oyun oynamaktan çok hoşlanmaktadır. İnatçı bir karaktere sahip olmalarına rağmen diğer hayvanlar ile iyi anlaşabilen bu köpekler, cesur ve korkusuz olmalarıyla da bilinmektedir. Çift katmanlı ve ipeksi bir yapıya sahip olmalarına ek olarak boylarının uzunluğu ortalama olarak 30 santimdir.

    Chihuahua

    Chihuahua büyümeyen köpek

    Hızlı kavrama yeteneği sayesinde eğitimi konusunda zorluk çıkarmayan Chihuahua, büyük kulakları ve kısa boyu ile ön plana çıkmaktadır. Kısa ve yumuşak tüylere sahip olan bu köpeklerin 2 haftada bir düzenli olarak tüylerinin fırçalanması ve temizlenmesi gerekmektedir. Soğuğa karşı bir direnç gösteremediklerinden dolayı sıcak bir ortamda bulunmaları gereken Chihuahua cinsi köpekler, kulaklarına suyun kaçmadığına dikkat edilerek ayda bir yıkanmaktadır. En fazla 3 kilo ağırlığına ulaşabilen bu köpekler, düzenli kontroller ve doğru beslenme ile 20 yıla kadar yaşayabilmektedir.

    French Bulldog

    french bulldog

    French Bulldog cinsi köpekler, beden yapısı ve bacaklarının kısa olmasından ötürü yüzme eyleminde bulunamamaktadır. 30 santim yüksekliğine sahip olan bu köpekler, 9 ile 13 kilo ağırlığında olabilmektedir. Kısa olan tüylerinin rengi ise kaplan desenli, beyaz, sarı veya bu renklerin karışımından oluşabilmektedir. Gözleri koyu renkli olan bu köpeklerin, kuyrukları kıvrık ya da düz bir şekle sahiptir. Akıllı olan köpek ırklarından gelmesi sebebiyle ise kolay bir şekilde eğitilebilmektedirler. Büyümeyen köpek ırkları arasında yerini alan French Bulldoglar, aynı zamanda kilo almaya eğilimli oldukları için veteriner kontrolünde beslenmelidir.

    Pug

    pug köpek

    Düz, kısa ve küçük bacaklı olmalarına rağmen güçlü bir yapıya sahip olan Puglar, mevsimsel olarak tüy dökmektedir. Uykuyu çok seven bir köpek türü olması nedeniyle de düzenli olarak egzersizlerin yaptırılması gerekmektedir. Her ne kadar ısırma eğiliminde olsalar bile sevecen bir karaktere sahip olmalarıyla ön plana çıkmaktadır. Kahverengi ve gümüş renkli tüyleri olan bu köpekler, ses tonlarına karşı oldukça duyarlıdır. Kırışık bir surata sahip olmalarının yanı sıra en belirgin bir diğer özellikleri ise sürekli olarak horlamalarıdır.

    Shih Tzu

    Büyümeyen Köpek Shih Tzu

    İpeksi ve uzun bir yapıya sahip tüyleriyle, Shih Tzu büyük olmayan köpekler arasında yerini almaktadır. Hızlı bir şekilde uzayan tüyleri ise zemine kadar ulaşabilmektedir. Bu yüzden tüylerinin düğümlenmemesi ve karışmaması için günlük olarak fırçalama yapılmaktadır. Ortalama 28 santim boy uzunluğuna sahip olan Shih Tzu, 4 ile 7 kilo arasındaki bir ağırlığa sahiptir. Ortalama ömürleri 15 sene olan bu köpekler, serin havaları tercih etmektedir. Egzersiz yaptırılmaması durumunda çabuk kilo alma eğilimi taşıyan Shih Tzu, birçok farklı renkte olan tüylere sahiptir.